Danışmanlıkta Fark Yaratan Matematiksel Düşünce Temelli Yaklaşım Nedir? - GES Yönetim Danışmanlığı

Posted by | Eylül 02, 2013 | Liderlik / Yönetim | No Comments

Özü : Zihnen çözülemeyen problem fiilen de çözülemez. Matematiksel düşünce temelli danışmanlık ile problemi zihnimizde daha kolay çözebiliriz.

Günümüzdeki iş dünyasının temel özelliği olan rekabet ve yüksek belirsizlik seviyesi ile başa çıkmak hatta bunu bir avantaja çevirmek için matematiksel düşünce temelli danışmanlık çok faydalı.

Karar verme sürecinde etkin olarak kullanmaya başladığımızda, başkalarının ölçemediği alanları ölçüp, daha iyi hesap yapar, daha iyi denklem kurar hale geldiğimizde, denklemdeki bilinmeyen faktörleri ve belirsizliği azalttığımızda problemi önce zihnimizde sonrada fiilen çözebiliriz. Böylece büyük bir rekabet avantajı kazanabiliriz.

İşte matematiksel yaklaşımın danışanlara vaadi bu.

Hesabımızı doğru yapmak, beklenmeyen sürprizleri öngörmek, evdeki hesabın çarşıya uyması ancak belirsizliği azaltacak yöntem olan matematiksel yaklaşımla mümkün.

Belirsizliğin kaynağı özünde “sistem”deki insan faktörüdür.

Sistemdeki insan faktörünü ikiye ayırıyoruz.

Sistem içindeki insan faktörü : Bir şirket sisteminde (insan kaynakları burada aklınıza gelebilir), sistemin işletilmesi için bir insan kaynağına ihtiyaç vardır. Bu insan kaynağı sistemi işletir.

Sistemi kurgulayan insan faktörü : Bir şirket sisteminde patron veya lider, beyin takımı sistemin kurallarını koyarlar, tasarlar ve güncelleştirirler. Farklı ölçeklerde başka sistemlerle uyumunu sağlarlar.

İşte belirsizliğin ana kaynağı her iki boyuttaki insan faktörü ve insan faktörünün algılama mekanizması, mental gözlükleridir. Burada inançlar, değerler, tutumlar vardır, bunlar subjektif ve kişiye özel bir dünya yaratır.

Bu dünya içindeki sorunların nedenini bilmeyi, anlamayı bir tarafa bırakın semptomlarıyla başaçıkmak bile çok zordur.

Siz bir sorunu çözersiniz, başka bir yerden başka bir sorun patlak verir ve sürer gider.

Bu kural sadece sizin için değil çoğu kişi için geçerlidir.

Bu belirsizlik kaynağıyla başaçıkmaya hatta bir rekabet avantajına çevirmeye ne dersiniz?

İşte Matematiksel Yaklaşım

Matematik demek sayı demek.

Sayı demek ölçüm demek.

Ölçüm içinde bir ölçek bir de ölçülen gerekiyor.

Peki niçin?

Karşılaştırmak, seçim yapmak, karar vermek için.

ODTÜ’de hazırlık sınıfında İngilizce öğretmenimiz “much“ kelimesini “sayılamazlar“ için “many“ kelimesini de “sayılabilirler“ için kullanmamız gerektiğini söyleyince şaşırmıştık. Hemen ardından nelerin sayılabilir, nelerin sayılamaz olduğuna ilişkin örnekler vermişti. Bardakları sayabileceğimizi ama suyu sayamayacağımızı, ama suyun miktarını bardakla ölçerek sayılabilir hale getireceğimizi söylemişti. Sonra fakültede “Measure Theory“ dersini alırken de aynı yöntemin soyutlanarak, modellendiğini görmüştüm.

Arşimed “bana bir kaldıraç verin, bir de onu dayayacağım bir yer gösterin, dünyayı yerinden oynatayım” sözü ile aslında “bana bir ölçek verin, birde neyi ölçeceğimi gösterin“ diyor.

Eğer sayı yoksa, ölçüm yoksa fikirbirliği yoktur, uzlaşma yoktur, subjektiflik, öznellik vardır, belirsizlik vardır, kişisellik vardır, yanlış anlaşılma vardır, tartışma vardır, çatışma vardır.

Sayamadığımız, ölçemediğimiz konuda ayağımız yerden kesilir. Beynimizi, aklımızı, zihnimizi kullanmanın dayanakları kaybolur. Durumu doğru değerlendirmek, resmi doğru görmek mümkün olmaz.

Ölçebilirsek problemi zihnimizde daha kolay çözebiliriz.

Ölçebilirsek daha iyi yönetebiliriz.

Böylece yüksek belirsizlik seviyesi ile başa çıkabilir, bu avantajla rakiplerimizin önüne geçebiliriz.

Leave a Reply

Your email address will not be published.