Blog

Makaleler, vaka çalışmaları, görüşler...

Eylül 2013 - Page 4 of 5 - GES Yönetim Danışmanlık A.Ş.

Rekabette kişisel ve kurumsal moral

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Rekabette kişisel ve kurumsal moral çok önemli. Araba için benzin neyse insan içinde moral o. Araba ne kadar yeni, konforlu ve hızlı olursa olsun benzin yoksa çalışmaz. İnsanda ne kadar tecrübeli ve eğitimli, donanımlı olursa olsun moral düşmüşse zihni, aklı, bedeni çalışmaz. Moral düşükken korku hissi, moral yüksekken ise cesaret hissi hakimdir. Moral düşükken “edilgen” durumdadır, yüksekken ise “etken” durumdadır.

Moral düşükken iyi gidişat kötüye dönüşebilir ve müdahale etmekte zorluk çekilir.

Moral yüksekken ise kötü gidişatı iyiye çevirilebilir.

Eldeki gücü rekabette daha etkin kullanmak için

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Önce kendini tanımalısın, sonra ekibini tanımalısın, sonra organizasyonunu, çevreni tanımalısın. Tanımalısın derken bugüne kadar kullandığın ama farkında olmadığın ezberlerin, kalıpların, şablonların, şartlanmaların ötesine geçme, kendini aşma, kendini yeniden yorumlama isteği duyarak yeni algı, karar ve davranış seçenekleri içinde ve taze bir bilinçle keşfetmelisin.   Bu keşiflerle ekibin, organizasyonun, çevrenin senden ne beklediğini, senin onlardan ne beklediğini yeniden yorumlamalısın.

Kendini Tanıma Ne Demektir?

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Kendini tanıma; insanın kendi gücünü bilmesi, farkında olması demektir. Kendini tanıyan insan duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, istek ve gereksinimlerini, güçlü ve zayıf yönlerini, amaç ve değerlerini, yeteneklerini ve becerilerini bilir, farkındadır. Kendini tanıyan insan karşılaştığı olay, durum ve kişiler karşısında ne yapacağını, nasıl bir tavır, tutum takınacağını ve nasıl davranacağını bilir.   Böylece kendi gücünü daha etkin olarak yönetebilir.

Kurumsallaşma ama nasıl?

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Pek çok kurumsallaşma çalışması görev tanımları, organizasyon şemaları vb. kalıplar ve kağıtlar içinde kaybolmuştur. Şekil öze galebe çalmıştır. Maya tutmamıştır. İstenen yönetsel ve kurumsal davranış değişiklikleri gerçekleştirilememiştir. Kalıcılık, sürdürülebilir başarı, rekabet avantajı sağlanamamıştır.   Biz; kurumsallaşma sürecini bilimsel iş, rol ve kişi analizlerine dayalı liderden başlayıp II.Kuşak patronlar, yönetim ekibi, etkileyiciler ve şirket personeliyle devam eden bir ”kıymetlendirme süreci” olarak planlar ve gerçekleştiririz. Şirketinize kalıcılık ve rekabet avantajı kazandırırız.

Danışmanların değişen rolü

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Eskiden bilgiye ulaşımın zor olduğu zamanlar danışmanlar bilgi ve tecrübe kaynağıydı. “Nasıl” sorusunu cevaplarlardı.   Şimdi ise aşırı bilginin yarattığı belirsizlik söz konusu. Artık danışman “istikamet verici” olarak “ne ve kim” sorularının cevaplarıyla daha fazla değer yaratıyor…

Stresin Farklı Yüzleri

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Alıngan mısınız? Sinirli misiniz? Kızgın mısınız? İnatçı mısınız? Aceleci misiniz? Titiz misiniz?   Dikkat…   Bunlar hepsi stresin farklı yüzleri.   Hepsi enerjinizi tüketiyor, sizi güçsüzleştiriyor, bitkinleştiriyor, yılgınlaştırıyor, cesaretinizi azaltıyor.

Arge Başarısı İçin

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Patron ; “3 yılda bir Arge projesi bitmez mi?” diyerek 20 üstün vasıflı uzmanın çalıştığı, Arge biriminin performansını nasıl yükseltebileceğimizi soruyor.   Arge direktörü; doktoralı değerli bir uzman, ekibini savunuyor. Patronun verdiği sözleri yerine getirmediğini söylüyor.     Ekipte doktoralı, mastırlı ve alanında tanınmış uzmanlar ve akademisyenler var.   Ekibin argecilik kabiliyeti (bilinmeyeni araştırma, zorlu problemleri çözmekten hoşlanma kabiliyeti az, ekip demotive.

Aksiyon Planı :

Argecilik kabiliyeti yüksek kişileri ekibe katarak ekibin argecilik kabiliyetini yükselt ve ekibini motive et.

Sizce Patron Ahmet Bey Başarabilecek Mi?

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Ahmet Bey sektöründeki önemli bir şirketin patronu. Mühendis kökenli, otoriter, süreç odaklı. Kendisi dışında çevresindeki herkesi suçluyor. Mutsuz. Eşi ve çocuklarıyla sorunları var, demotive, kırmızı ışıkta. Üst yönetim kadrosu itaât kültürüne sahip, demotive, sarı ve kırmızı ışıktalar.   Ahmet Bey, şirketinin performansını düşük buluyor ve yükseltmek için bankadan aldığı krediyle yeni makine siparişleri veriyor. Sizce Patron Ahmet Bey başarabilecek mi?

Danışmanlıkta Fark Yaratan Matematiksel Düşünce Temelli Yaklaşım Nedir?

Posted by | Liderlik / Yönetim | No Comments

Özü : Zihnen çözülemeyen problem fiilen de çözülemez. Matematiksel düşünce temelli danışmanlık ile problemi zihnimizde daha kolay çözebiliriz.

Günümüzdeki iş dünyasının temel özelliği olan rekabet ve yüksek belirsizlik seviyesi ile başa çıkmak hatta bunu bir avantaja çevirmek için matematiksel düşünce temelli danışmanlık çok faydalı.

Karar verme sürecinde etkin olarak kullanmaya başladığımızda, başkalarının ölçemediği alanları ölçüp, daha iyi hesap yapar, daha iyi denklem kurar hale geldiğimizde, denklemdeki bilinmeyen faktörleri ve belirsizliği azalttığımızda problemi önce zihnimizde sonrada fiilen çözebiliriz. Böylece büyük bir rekabet avantajı kazanabiliriz.

İşte matematiksel yaklaşımın danışanlara vaadi bu.

Hesabımızı doğru yapmak, beklenmeyen sürprizleri öngörmek, evdeki hesabın çarşıya uyması ancak belirsizliği azaltacak yöntem olan matematiksel yaklaşımla mümkün.

Belirsizliğin kaynağı özünde “sistem”deki insan faktörüdür.

Sistemdeki insan faktörünü ikiye ayırıyoruz.

Sistem içindeki insan faktörü : Bir şirket sisteminde (insan kaynakları burada aklınıza gelebilir), sistemin işletilmesi için bir insan kaynağına ihtiyaç vardır. Bu insan kaynağı sistemi işletir.

Sistemi kurgulayan insan faktörü : Bir şirket sisteminde patron veya lider, beyin takımı sistemin kurallarını koyarlar, tasarlar ve güncelleştirirler. Farklı ölçeklerde başka sistemlerle uyumunu sağlarlar.

İşte belirsizliğin ana kaynağı her iki boyuttaki insan faktörü ve insan faktörünün algılama mekanizması, mental gözlükleridir. Burada inançlar, değerler, tutumlar vardır, bunlar subjektif ve kişiye özel bir dünya yaratır.

Bu dünya içindeki sorunların nedenini bilmeyi, anlamayı bir tarafa bırakın semptomlarıyla başaçıkmak bile çok zordur.

Siz bir sorunu çözersiniz, başka bir yerden başka bir sorun patlak verir ve sürer gider.

Bu kural sadece sizin için değil çoğu kişi için geçerlidir.

Bu belirsizlik kaynağıyla başaçıkmaya hatta bir rekabet avantajına çevirmeye ne dersiniz?

İşte Matematiksel Yaklaşım

Matematik demek sayı demek.

Sayı demek ölçüm demek.

Ölçüm içinde bir ölçek bir de ölçülen gerekiyor.

Peki niçin?

Karşılaştırmak, seçim yapmak, karar vermek için.

ODTÜ’de hazırlık sınıfında İngilizce öğretmenimiz “much“ kelimesini “sayılamazlar“ için “many“ kelimesini de “sayılabilirler“ için kullanmamız gerektiğini söyleyince şaşırmıştık. Hemen ardından nelerin sayılabilir, nelerin sayılamaz olduğuna ilişkin örnekler vermişti. Bardakları sayabileceğimizi ama suyu sayamayacağımızı, ama suyun miktarını bardakla ölçerek sayılabilir hale getireceğimizi söylemişti. Sonra fakültede “Measure Theory“ dersini alırken de aynı yöntemin soyutlanarak, modellendiğini görmüştüm.

Arşimed “bana bir kaldıraç verin, bir de onu dayayacağım bir yer gösterin, dünyayı yerinden oynatayım” sözü ile aslında “bana bir ölçek verin, birde neyi ölçeceğimi gösterin“ diyor.

Eğer sayı yoksa, ölçüm yoksa fikirbirliği yoktur, uzlaşma yoktur, subjektiflik, öznellik vardır, belirsizlik vardır, kişisellik vardır, yanlış anlaşılma vardır, tartışma vardır, çatışma vardır.

Sayamadığımız, ölçemediğimiz konuda ayağımız yerden kesilir. Beynimizi, aklımızı, zihnimizi kullanmanın dayanakları kaybolur. Durumu doğru değerlendirmek, resmi doğru görmek mümkün olmaz.

Ölçebilirsek problemi zihnimizde daha kolay çözebiliriz.

Ölçebilirsek daha iyi yönetebiliriz.

Böylece yüksek belirsizlik seviyesi ile başa çıkabilir, bu avantajla rakiplerimizin önüne geçebiliriz.